SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FAHRİ DOKTORA PAYESİ
Türkan ŞORAY Sinema Sanatçısı

Süleyman Demirel Üniversitesi Senatosu’nun 30.03.2006 tarih ve 219/12 nolu kararı ile; Atatürk’ün önderliğinde Cumhuriyetle birlikte başlayan sosyo-ekonomik kalkınma ve modernleşme çabasında filmleri ve sanatçı kişilikleriyle Türk Sinemasının bir dönemine damgasını vurması; sinema sanatının halkımıza benimsetilmesi ve sevdirilmesine büyük katkılar sağlaması; başarıları ve tutarlı davranışlarıyla Güzel Sanatlar Fakülteleri Sinema-Televizyon bölümlerince sinema sanatında sürekli referans gösterilmeleri ve ayrıca toplumsal hayatın içinde modern Cumhuriyet kadınını temsil etmeleri nedeniyle Sinema Sanatçısı Türkan ŞORAY’a “Sinema Sanatı” alanında Süleyman Demirel Üniversitesi’nin Fahri Doktora payesi verilmiştir.

Prof. Dr. Metin Lütfi BAYDAR

30.03.2006

Özgeçmiş

Dramadan komediye farklı türlerdeki rolleri başarıyla canlandıran aktris Türkan Şoray, 28 Haziran 1945 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Ekonomik sıkıntılar yaşayan bir ailesi olan Şoray, öğrenimine Rami Taş okulunda başladı. Sürekli olarak mahalle değiştirdiklerinden farklı okullara devam etmek zorunda kalan Şoray, ilköğretimini 1956’da Feriköy İlkokulunda tamamladı. Zorlu şartlar yaşayan Şoray, annesi ve kız kardeşi Nazan Şoray ile birlikte Karagümrük’teki Sarmaşık Sokak’a taşındı. Ancak Şoray’ın ev sahiplerinin kızı ile tanışması hayatının dönüm noktası olacaktı ve Yeşilçam’a adım attı, Türker İnanoğlu tarafından keşfedildi.
“Sultan” lakabıyla anılan Şoray, “Otobüs Yolcuları”ndan sonra, aktris olarak kendini iyice yetiştirmiş olduğu görülen Acı Hayat’ta rol aldı. Sinema yazarları tarafından “Yılın Filmi” seçilen Acı Hayat, Şoray’a 1964’te I. Antalya Altın Portakal Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandırdı. Şoray, filmografisi için oldukça önemli olan bu filmdeki rolüyle sinema eleştirmenleri ve senaristlerinden büyük övgüler aldı. Oyuncu 60’lı yıllara çok kısa sürede damgasını vurmuş, 1965’te Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ile birlikte Türk sinemasının en iyi dört kadın oyuncusundan biri olmuştu. Aynı yıl rol aldığı “Sürtük” adlı film, Türk sinema tarihi açısından önemliydi, zira inanılmaz bir seyirci rakamına ulaşmış Şoray’ı büyük bir yıldız yapmış ve gazino filmleri dönemini başlatmıştı.
70’li yıllarda Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğinde başrollerini Kadir İnanır’la birlikte paylaştıkları Selvi Boylu Al Yazmalım, büyük ses getirdi. 80’ler Şoray’ın hem özel hayatında hem de sinema kariyerinde önemli değişikliklerin gerçekleştiği yıllar oldu. Kendisi gibi oyuncu olan Cihan Ünal’la 1983’te dünya evine giren Şoray’ın bir yıl sonra annesi hayata gözlerini yumdu. 1985 yılında kızı Yağmur Ünal dünyaya geldikten sonra Şoray, film çalışmalarına bir süre ara verdi ve 1987’de Hayallerim Aşkım ve Sen’de başrolde oynadı. 1994 yılında vizyona giren “Bir Aşk Uğruna” isimli filmle de Altın Portakal’da ikinci kez en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı. Aynı yıl babasını bir yıl sonra da büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeden Sultan, Yerçekimli Aşklar, Nihavend Mucize gibi yapımlardan sonra, Türk televizyon tarihinde çok önemli bir yere sahip olan İkinci Baharda Hanım rolünü canlandırdı. 2001’de TV izleyicisiyle Haluk Bilginer’le başrolleri paylaştıkları “Tatlı Hayat” ile yeniden buluşan Şoray, 1997’den sonra “Gönderilmemiş Mektuplar” isimli filmle ilk kez uzun bir metrajlı bir film ile kamera karşısına geçti.
Şoray, Mürüvetsiz Mürüvet ve Cemile isimli TV dizilerinden sonra 2006’da Uğur Yücel’in yönetmenliğini yaptığı “Hayatımın Kadınısın” isimli filmle izleyiciyle buluştu.
SDÜ Senatosu tarafından 30.03.2006 tarih ve 219/12 sayılı karar ile “Fahri Doktora” payesi verilmiştir.
Türkan ŞORAY